Bir şehrin kaderini sadece yönetenlerin ufku ve kalitesi değil, yönetilenlerin kültür ve eğitim düzeyi de belirler.
Dücane Cündioğlu

Bir Zamanlar Filistin ve Stalin (1953)

SÜREYA’NIN ŞAHSİYET RÖTARI

Cemal Süreya ile olan ilişkisi hem enteresan, hem dillere destandı. Yakınları ikisi de bu dünyadan ayrıldıktan sonra anlattılar şu hikâyeyi: 

“Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, ‘Biraz gez dolaş, arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya…

Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…”

Memleketimiz güzide okuyucularından Hafız Sadettin Bey’in Colombia Plâklarına yeni okumuş olduğu
Türkçe Kur’an ve Türkçe Ezan Plâkları satışa çıkarılmıştır.
1933-Cumhuriyet Gazetesi

“Eski tabiat ve atalar kültlerinden Şamanizm’e, Şamanizm’den Budizm ve Zerdüştîliğe, Zerdüştîlikten Maniheizm ve Mazdekizm’e ve hatta Hristiyanlığa ve Yahudiliğe varıncaya kadar Türkler arasında yayılan dinlerin ve mistik kültürlerin inançları ve birtakım pratikleri, bir dinden ötekine geçerken sürekli eskisinin yenisi içinde devamı suretiyle katlana katlana ve yeni kalıplara girerek İslâm’ı kabul dönemine kadar gelmiştir.

İslâm, X. Yüzyılda Türkler arasına girmeye başladığı zaman çoğunlukla konar-göçer bir toplumsal hayat tarzına dayalı ve bütün bu sayılan dinlerin bakiyelerini bağrında saklayan şifahî bir kültür geleneği ile uzlaşmak zorunda kaldı.Eski [Şaman] kam-ozanlar, yeni derviş ve şeyhler oldular.”

Şimdi anladınız mı, neden türbelere bu kadar itibar ediliyor


Ahmet Yaşar Ocak,Babaîler İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Alt Yapısı yahut Anadolu’da İslâm-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü, Dergâh Yay.,2009,s. 81-82.

Veya “Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet.”

Taksim Stadyumu’nun avlusunda Marmara’da yakalanan bir köpekbalığı sergileniyor, 1920’lerin sonu. Istanbul
(Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu)

Asılmak Memnu ve Tehlikelidir!

Asılmak Memnu ve Tehlikelidir!

1931 senesi Türkiye Güzellik Kraliçesi Naşide Saffet Hanım

- “Türkiye’ye dönünce ne yapacaksın?” diyorlar.
- Ne mi yapacağım? Öleceğim.
- Bunu çeviremem, güzel bir şey söyle.
- Neden çeviremezmişsin? Hem sana sormadılar, bana sordular. Ben de söylüyorum işte. Öleceğim. Bu çalışmaya can mı dayanır…

Almanya Acı Vatan (Şerif Gören, 1979)

Türkiye ile Almanya arasında dostluk antlaşması imzalandıktan sonra yapılan toplantıların birinde Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Hüsrev Gerede konuşma yaparken.

-Adın?
-Sait.
-Ne?
-Sait.. Faik. Sait Faik.
-Soyadın?
-Abasıyanık.
-İşin, mesleğin?
Bir şey bulamadı söyleyecek. Fransa’ya gitmek için pasaport alacaktı. 
-Yazarım, dedi.
Öteki baktı, düşündü.
-Yazar olduğuna dair bir yazı getir, dedi.
İşte Sait Faik yazar olduğuna dair o yazıyı bir türlü bulamadı. Kimse bir iş yaptığına, bırak yazarlığı, bir iş yaptığına dair bir belge veremedi eline. Bir derneğe üye olduğuna dair ödediği aidat makbuzlarını buldu evde, aldı onları götürdü, olmadı. Meslek hanesine “yok” yazıldı.

Ara Güler, Notos Nisan-Mayıs 2014, s. 54

-Adın?

-Sait.

-Ne?

-Sait.. Faik. Sait Faik.

-Soyadın?

-Abasıyanık.

-İşin, mesleğin?

Bir şey bulamadı söyleyecek. Fransa’ya gitmek için pasaport alacaktı. 

-Yazarım, dedi.

Öteki baktı, düşündü.

-Yazar olduğuna dair bir yazı getir, dedi.

İşte Sait Faik yazar olduğuna dair o yazıyı bir türlü bulamadı. Kimse bir iş yaptığına, bırak yazarlığı, bir iş yaptığına dair bir belge veremedi eline. Bir derneğe üye olduğuna dair ödediği aidat makbuzlarını buldu evde, aldı onları götürdü, olmadı. Meslek hanesine “yok” yazıldı.

Ara Güler, Notos Nisan-Mayıs 2014, s. 54

Haberin var mı taş duvar,

Demir kapı, kör pencere,

Yastığım, ranzam, zincirim,

Uğruna ölümlere gidip geldiğim,

Zulamdaki mahzun resim,

Haberin var mi?

Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,

Karanfil kokuyor cıgaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin… 

AHMED ARİF (21 Nisan 1927- 2 Haziran 1991)

Saygıyla anıyoruz..