1. Mehmet Orhan Efendi(1909-1994)
“En Bunağa Hanedan Reisi Derler” 
“Şu anda hanedanın reisi sizsiniz..”diyecek oldum, daha sözümü bitirmeden güldü: 
- Yani, en bunağı…”Hanedan Reisi” diye kime derler biliyor musunuz? En bunağına!.. Ben daha bunamadım… 
- Estağfurullah… Türkiye’de şimdi hanedan olsa, padişah sizdiniz… Onu kastetmek istemiştim.. 
- O, doğru.. İkinci Orhan veya Yedinci Mehmet olurdum. 
Son Osmanlılar (Gri Yayın-1991) 

Murat Bardakçı

    Mehmet Orhan Efendi(1909-1994)

    “En Bunağa Hanedan Reisi Derler” 

    “Şu anda hanedanın reisi sizsiniz..”diyecek oldum, daha sözümü bitirmeden güldü: 

    - Yani, en bunağı…”Hanedan Reisi” diye kime derler biliyor musunuz? En bunağına!.. Ben daha bunamadım… 

    - Estağfurullah… Türkiye’de şimdi hanedan olsa, padişah sizdiniz… Onu kastetmek istemiştim.. 

    - O, doğru.. İkinci Orhan veya Yedinci Mehmet olurdum. 

    Son Osmanlılar (Gri Yayın-1991) 

    Murat Bardakçı

  2. Adı Zehra, suçu Fuhşiyat 
Mehmet kızı Zehra. 
Sabıka fişinde ihtisası: Fuhşiyat kaydı okunmaktadır.
Sağ kolunda “Ah Vehbi” 
Sol kolunda da “ Ah Kâzım” yazılı dövmeler olduğu fişinde kayıtlıdır.
Zehra kadın, birkaç kere “Ahlaksızlık” suçundan mahkum olup, hapse girmiştir.
(Foto: Haber Ajansı)
Bu topraklarda kadının aşağılanması çok eskilere dayanır. Göçebe iken aynı sofrada yemek yenilen, omuz omuza savaşa gidilen kadın, ne oldu da bu hale geldi? (Biliyorum da yerim dar!)

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi

    Adı Zehra, suçu Fuhşiyat 

    Mehmet kızı Zehra. 

    Sabıka fişinde ihtisası: Fuhşiyat kaydı okunmaktadır.

    Sağ kolunda “Ah Vehbi” 

    Sol kolunda da “ Ah Kâzım” yazılı dövmeler olduğu fişinde kayıtlıdır.

    Zehra kadın, birkaç kere “Ahlaksızlık” suçundan mahkum olup, hapse girmiştir.

    (Foto: Haber Ajansı)

    Bu topraklarda kadının aşağılanması çok eskilere dayanır. Göçebe iken aynı sofrada yemek yenilen, omuz omuza savaşa gidilen kadın, ne oldu da bu hale geldi? (Biliyorum da yerim dar!)

  3. Çete-i Nisvan Beyannamesi/ Decleration of Women’s Gang

Türkiye tarihindeki ilk Anarko-Feminist metin!

- Zevcelik ve validelik tabiatın emri ve mukaddes vazife değildir.
- Mecburiyet-i askeriye kaldırılmalı, evlatlar vatana hibe edilmemelidir.
- Ahlaki ve milli iman kadının hürriyetine değil, içtimai muvazene için vasıta haline getirilmesine muavenet eder.
- Irki milliyetçilik vatanperverlik değildir.
- Tek fırkalı nizamda siyasi haklar meclise girme ve rey verme hakkıyla elde edilemez. 
- Maarif, vatan ve milletten ziyade, şahsi hürriyet ve iradeye katkıda bulunmalıdır.
Nezihe Muhiddin önderliğinde 1923 yılında Kadınlar Halk Fırkası adı altında açılmak istenen partiye, kadınların seçilme hakkı olmaması gerekçesiyle izin verilmeyince, Türk Kadın Birliği adı altında örgütlenmiştir ve 16 Temmuz 1925- 1 Ağustos 1927 tarihleri arasında, Türk Kadın Yolu dergisini yayınlamıştır. 
Yukarıdaki risale, derginin 6 Ağustos 1925 tarihli dördüncü sayısının arasında bulunmuştur. Kendine Çete-i Nisvan adını veren bir grup kadın tarafından, derginin devletçi, milliyetçi, militarist ve ahlakçı duruşunu eleştirilmek üzere, satılmadan önce derginin arasına konduğu tahmin edilmektedir. Bu belgeye kütüphanelerdeki kopyalarda rastlanmadıysa da, bir efemera müzayedesinde alınan iki kopyanın arasında bulunması, bu tahmini destelemektedir.
Bu belge, Osmanlı kadın tarihi yazımında çığır açıcı niteliktedir. Umarız Çete-i Nisvan’a dair daha fazla belgeye ulaşmak ve bu anarko-feminist hareketi su yüzüne çıkartmak mümkün olur.
Kaynakça
Zihnioğlu, Yaprak. Kadınsız İnkilap, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği. Metis Yayınları, İstanbul, 2003.
Çakır, Serpil. Osmanlı Kadın Hareketi. Metis Yayınları, İstanbul, 2010.
Yeni Harflerle Kadın Yolu/ Türk Kadın Yolu (1925 – 1927), Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı 20. Yıl Özel Yayını, İstanbul, 2009.

    Çete-i Nisvan Beyannamesi/ Decleration of Women’s Gang

    Türkiye tarihindeki ilk Anarko-Feminist metin!

    - Zevcelik ve validelik tabiatın emri ve mukaddes vazife değildir.

    - Mecburiyet-i askeriye kaldırılmalı, evlatlar vatana hibe edilmemelidir.

    - Ahlaki ve milli iman kadının hürriyetine değil, içtimai muvazene için vasıta haline getirilmesine muavenet eder.

    - Irki milliyetçilik vatanperverlik değildir.

    - Tek fırkalı nizamda siyasi haklar meclise girme ve rey verme hakkıyla elde edilemez. 

    - Maarif, vatan ve milletten ziyade, şahsi hürriyet ve iradeye katkıda bulunmalıdır.

    Nezihe Muhiddin önderliğinde 1923 yılında Kadınlar Halk Fırkası adı altında açılmak istenen partiye, kadınların seçilme hakkı olmaması gerekçesiyle izin verilmeyince, Türk Kadın Birliği adı altında örgütlenmiştir ve 16 Temmuz 1925- 1 Ağustos 1927 tarihleri arasında, Türk Kadın Yolu dergisini yayınlamıştır. 

    Yukarıdaki risale, derginin 6 Ağustos 1925 tarihli dördüncü sayısının arasında bulunmuştur. Kendine Çete-i Nisvan adını veren bir grup kadın tarafından, derginin devletçi, milliyetçi, militarist ve ahlakçı duruşunu eleştirilmek üzere, satılmadan önce derginin arasına konduğu tahmin edilmektedir. Bu belgeye kütüphanelerdeki kopyalarda rastlanmadıysa da, bir efemera müzayedesinde alınan iki kopyanın arasında bulunması, bu tahmini destelemektedir.

    Bu belge, Osmanlı kadın tarihi yazımında çığır açıcı niteliktedir. Umarız Çete-i Nisvan’a dair daha fazla belgeye ulaşmak ve bu anarko-feminist hareketi su yüzüne çıkartmak mümkün olur.

    Kaynakça

    Zihnioğlu, Yaprak. Kadınsız İnkilap, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği. Metis Yayınları, İstanbul, 2003.

    Çakır, Serpil. Osmanlı Kadın Hareketi. Metis Yayınları, İstanbul, 2010.

    Yeni Harflerle Kadın Yolu/ Türk Kadın Yolu (1925 – 1927), Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı 20. Yıl Özel Yayını, İstanbul, 2009.

  4. Tire’de darpedilen hayvan motifli Osmanlı mangırları
Resimdeki insan, melek şeklinde temsil edilmektedir. Meleğin bir elinde aslan bir elinde ejder bulunur, arkasında bir manzara mevcuttur. Meleğin ayakları altında balık resmi bulunmaktadır. İnsanın kötü huyları yırtıcı bir hayvan (leopar veya aslan), nefsi yılan (ejder) ve akrep gibidir. Resmin sağında ve solundaki kartal biçimindeki melekler insanın iyi ve kötü huylarını belirtirler. Halk ise “Dünyanın altı balık, üstü semadır” der. Hacı Bektaşi Velinin türbe duvarında bile balık motifi ile karşılaşırız. Diğer bir resimde ise Evren çift balık üzerinde durmaktadır.

ottomancoins

    Tire’de darpedilen hayvan motifli Osmanlı mangırları

    Resimdeki insan, melek şeklinde temsil edilmektedir. Meleğin bir elinde aslan bir elinde ejder bulunur, arkasında bir manzara mevcuttur. Meleğin ayakları altında balık resmi bulunmaktadır. İnsanın kötü huyları yırtıcı bir hayvan (leopar veya aslan), nefsi yılan (ejder) ve akrep gibidir. Resmin sağında ve solundaki kartal biçimindeki melekler insanın iyi ve kötü huylarını belirtirler. Halk ise “Dünyanın altı balık, üstü semadır” der. Hacı Bektaşi Velinin türbe duvarında bile balık motifi ile karşılaşırız. Diğer bir resimde ise Evren çift balık üzerinde durmaktadır.

    ottomancoins

  5. Fransız Büyükelçisi Vergennes Kontu Charles Gravier’nin Türk Giysileri İçinde Portresi
Antoine de Favray, 1766
Tuval üstüne yağlıboya, 141.5 x 113 cm
Portrait of Charles Gravier Count of Vergennes and French Ambassador in Turkish Attire
Antoine de Favray, 1766
Oil on canvas, 141.5 x 113 cm

    Fransız Büyükelçisi Vergennes Kontu Charles Gravier’nin Türk Giysileri İçinde Portresi

    Antoine de Favray, 1766

    Tuval üstüne yağlıboya, 141.5 x 113 cm

    Portrait of Charles Gravier Count of Vergennes and French Ambassador in Turkish Attire

    Antoine de Favray, 1766

    Oil on canvas, 141.5 x 113 cm

  6. HRH Princess Neslişah Osmanoğlu (1947)
Son sultan Vahideddin ile son halife Abdülmecit Efendi’nin torunu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde dünyaya gelen son sultan olan Neslişah Osmanoğlu, İstanbul’da bu sabah vefat etti. 
Neslişah Sultan 91 yaşındaydı. 

    HRH Princess Neslişah Osmanoğlu (1947)

    Son sultan Vahideddin ile son halife Abdülmecit Efendi’nin torunu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde dünyaya gelen son sultan olan Neslişah Osmanoğlu, İstanbul’da bu sabah vefat etti.

    Neslişah Sultan 91 yaşındaydı. 

  7. Prenses Nazlı (1853-1913) /Princess Nazlı (1853-1913) 
Boru çiçeklerinden bir çelenk içine alınmış resimde, dönemine göre avant-garde tutumuyla tanınan Prenses Nazlı uzun etek, ceket ve silindir şapkadan oluşan tamamen Batılı giyimiyle “Amazon” tarzı at binerken betimlenmiştir. Arap ve Lâtin harfleriyle “Nazlı” imzasının altında Arapça rıka harfleriyle “On altı yaşında iken” yazılıdır.
Prenses Nazlı (1869)
Karton/kâğıt üzerine karakalem
42 x 34 cm.
Rukiye Kuneralp Arşivi



Princess Nazlı (1853-1913) on horseback
Framed by garland of trumpet flowers, Princess Nazlı, known
for her avant-garde behavior, is depicted in an entirely Western
outfit comprised of a long skirt, jacket, and top hat, riding
a horse “Amazon” style. Below her signature “Nazlı” in Arabic
and Latin letters is the inscription “When she was sixteen” written
in Arabic rık’a (cursive) script.
Princess Nazlı (1869)
Pencil on cardboard/paper
42 x 34 cm
Rukiye Kuneralp Archives

    Prenses Nazlı (1853-1913) /Princess Nazlı (1853-1913) 

    Boru çiçeklerinden bir çelenk içine alınmış resimde, dönemine göre avant-garde tutumuyla tanınan Prenses Nazlı uzun etek, ceket ve silindir şapkadan oluşan tamamen Batılı giyimiyle “Amazon” tarzı at binerken betimlenmiştir. Arap ve Lâtin harfleriyle “Nazlı” imzasının altında Arapça rıka harfleriyle “On altı yaşında iken” yazılıdır.

    Prenses Nazlı (1869)

    Karton/kâğıt üzerine karakalem

    42 x 34 cm.

    Rukiye Kuneralp Arşivi



    Princess Nazlı (1853-1913) on horseback

    Framed by garland of trumpet flowers, Princess Nazlı, known

    for her avant-garde behavior, is depicted in an entirely Western

    outfit comprised of a long skirt, jacket, and top hat, riding

    a horse “Amazon” style. Below her signature “Nazlı” in Arabic

    and Latin letters is the inscription “When she was sixteen” written

    in Arabic rık’a (cursive) script.

    Princess Nazlı (1869)

    Pencil on cardboard/paper

    42 x 34 cm

    Rukiye Kuneralp Archives

  8. Prenses İffet Hasan (1876-1962)
Prenses İffet Hasan’ın firavunlara özgü bir başlıkla çekilmiş bu fotoğrafı, Batı kaynaklı eski Mısır tutkusunun (égyptomanie) yanı sıra, Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı’nın Mısır’la özdeşleştirme çabasını da yansıtır.
20. yüzyıl başı
Fotoğraf
14 x 9 cm
Rukiye Kuneralp Arşivi
Princess İffet Hasan (1876-1962)
Taken with a pharaoh headdress, this photograph of Princess İffet Hasan not only reflects the Western-based passion for ancient Egypt (égyptomanie), but also demonstrates her attempt to associate the Kavalalı Mehmed Ali Pasha Dynasty with Egypt.
Early 20th century
Photograph
14 x 9 cm
Rukiye Kuneralp Archives

    Prenses İffet Hasan (1876-1962)

    Prenses İffet Hasan’ın firavunlara özgü bir başlıkla çekilmiş bu fotoğrafı, Batı kaynaklı eski Mısır tutkusunun (égyptomanie) yanı sıra, Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı’nın Mısır’la özdeşleştirme çabasını da yansıtır.

    20. yüzyıl başı

    Fotoğraf

    14 x 9 cm

    Rukiye Kuneralp Arşivi

    Princess İffet Hasan (1876-1962)

    Taken with a pharaoh headdress, this photograph of Princess İffet Hasan not only reflects the Western-based passion for ancient Egypt (égyptomanie), but also demonstrates her attempt to associate the Kavalalı Mehmed Ali Pasha Dynasty with Egypt.

    Early 20th century

    Photograph

    14 x 9 cm

    Rukiye Kuneralp Archives

  9. Abdul-Hamid - Sultan de Turquie

    Abdul-Hamid - Sultan de Turquie

  10. Prenses Vicdan Halim Moralı (1897-1966)

“Yeşil Elbiseli Kadın” olarak tanınan ve pul üzerine de basılan bu tabloda Prenses Vicdan kendi köşkünde, Edirnekâri bir sedirin üzerinde oturmakta, sedirin solunda aynı tekniği sergileyen sehpanın üzerinde, mavi Beykoz işi mavi opalin vazonun içinde pembe güller görülmektedir. Duvarda solda, üzerine porselen bir tabak konmuş Edirnekâri kavukluk, sağda yaldızlı çerçeve içinde sülüs hatlı “Ve mâ tevfîki illâ billâ” (Ancak O’nun yardımıyla olur) yazısı yer alır. Sarı ipek şalvar, sim işlemeli yeşil üç etek giymiş olan prensesin elmas küpeleri ve sarı çiçek oyalı hotozu dikkat çekmektedir.

İbrahim Çallı (1932)
Tuval üzerine yağlıboya
145,5 x 116 cm
İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Koleksiyonu

    Prenses Vicdan Halim Moralı (1897-1966)

    “Yeşil Elbiseli Kadın” olarak tanınan ve pul üzerine de basılan bu tabloda Prenses Vicdan kendi köşkünde, Edirnekâri bir sedirin üzerinde oturmakta, sedirin solunda aynı tekniği sergileyen sehpanın üzerinde, mavi Beykoz işi mavi opalin vazonun içinde pembe güller görülmektedir. Duvarda solda, üzerine porselen bir tabak konmuş Edirnekâri kavukluk, sağda yaldızlı çerçeve içinde sülüs hatlı “Ve mâ tevfîki illâ billâ” (Ancak O’nun yardımıyla olur) yazısı yer alır. Sarı ipek şalvar, sim işlemeli yeşil üç etek giymiş olan prensesin elmas küpeleri ve sarı çiçek oyalı hotozu dikkat çekmektedir.

    İbrahim Çallı (1932)

    Tuval üzerine yağlıboya

    145,5 x 116 cm

    İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Koleksiyonu

  11. 1267 yılının, Galata’nın bir daha birleşmemek üzere, Bizans’dan ayrıldığı tarih olduğunu biliyor muydunuz?

    1267 yılının, Galata’nın bir daha birleşmemek üzere, Bizans’dan ayrıldığı tarih olduğunu biliyor muydunuz?

  12. Weihnachten im Orient (1917) Şark’ta Noel Gecesi (İstanbul)
İstanbul açıklarında bir Alman kruvazöründe tayfalar Noel gecesini kutluyorlar.

    Weihnachten im Orient (1917) Şark’ta Noel Gecesi (İstanbul)

    İstanbul açıklarında bir Alman kruvazöründe tayfalar Noel gecesini kutluyorlar.

  13. “Vay o milletlere ki, kahramanlara muhtaç kalırlar!”- Bertolt Brecht

    “Vay o milletlere ki, kahramanlara muhtaç kalırlar!”- Bertolt Brecht


  14. Gemilere birer ad verilmediği o dönemde, kalyonun kıç aynalığında, yaldızlı zemin üzerine siyah boyayla sağdan sola yazılmış o dört harfi, Elif, Mim, Elif ve Te harflerini güçlükle okuyabildi:
AMAT
O uğursuz gün tersaneden kalkıp denize açılan esrarengiz kalyonun adı bu idi
İhsan Oktay Anar (2005)

    Gemilere birer ad verilmediği o dönemde, kalyonun kıç aynalığında, yaldızlı zemin üzerine siyah boyayla sağdan sola yazılmış o dört harfi, Elif, Mim, Elif ve Te harflerini güçlükle okuyabildi:

    AMAT

    O uğursuz gün tersaneden kalkıp denize açılan esrarengiz kalyonun adı bu idi

    İhsan Oktay Anar (2005)